Tunceli’nin Ovacık ilçesinde sürülerini Munzur ve Mercan dağlarının yüksek kesimlerindeki yaylalara çıkaran köylüler, zorlu doğa koşullarında hayvancılık yapıyor. Yaklaşık 3 bin rakımda günlerini sürülerinin peşinde geçiren üreticiler, elde ettikleri sütten peynir, tereyağı ve yoğurt üreterek hem sofralarının ihtiyacını karşılıyor hem de aile bütçelerine katkı sağlıyor.
Tunceli’nin Ovacık ilçesinde hayvancılıkla geçimini sağlayan köylülerin yayla mesaisi yaz boyunca devam ediyor. Gözeler, Havuzlu ve Şahverdi köylerinde yaşayan üreticiler, havaların ısınmasıyla birlikte küçükbaş hayvanlarını Munzur ve Mercan dağlarının yüksek kesimlerindeki verimli meralara çıkarıyor.
Yaylalarda kurdukları çadırlarda konaklayan köylüler için mesai günün ilk ışıklarıyla başlıyor. Sabah erken saatlerde sürülerini meralara çıkaran üreticiler, hayvanlarının daha verimli otlaklara ulaşabilmesi için gün içerisinde kilometrelerce yol kat ediyor.

Yaklaşık 3 bin rakımlı dağ yamaçları, vadiler ve çayırlarda hayvanlarını otlatan köylülerin mücadelesi yalnızca zorlu arazi ve hava koşullarıyla sınırlı kalmıyor.
Bölgede yaşayan bozayı, kurt ve çakallar da sürüler için tehdit oluşturuyor. Üreticiler, olası saldırılara karşı sürekli dikkatli davranırken sürülerin korunmasında özellikle Kangal köpekleri önemli rol üstleniyor.
Hayvanlarını günde iki kez konakladıkları bölgeye getirerek sağım yapan köylüler, elde ettikleri sütü geleneksel yöntemlerle işliyor. Sütlerden peynir, tereyağı ve yoğurt hazırlanırken ürünlerin bir bölümü ailelerin kendi ihtiyacı için ayrılıyor, kalan kısmı ise satılarak gelir elde ediliyor.

Köylülerden Perihan Çakmaz, günlerinin yoğun bir çalışma temposuyla geçtiğini belirterek, sabah saatlerinde peynir yaptıklarını, ardından yemek ve çadır işleriyle ilgilendiklerini söyledi.
Bölgede kurt ve ayıların yoğun olduğunu anlatan Çakmaz, zaman zaman yaban hayvanlarının sürüleri takip ederek saldırdığını ifade etti. Çakmaz, “Köpeklerimiz olmasa yaban hayvanlarıyla mücadele etmek çok zor.” dedi.
Hıdır Çakmaz ise havaların ısınmasıyla birlikte alçak kesimlerden daha yüksek yaylalara doğru çıktıklarını ve son duraklarının Munzur Dağları’ndaki Kepır Yaylası olduğunu söyledi.
Geçmiş yıllarda yaylalara ulaşmak için ağırlıklı olarak at kullandıklarını belirten Çakmaz, yolların yapılmasının ardından traktörlerden de yararlanmaya başladıklarını ifade etti.
Akşam saatlerinde kurt, bozayı ve çakal gibi yaban hayvanlarının görülebildiğini anlatan Çakmaz, sürüleri korumak için sürekli tedbirli olmak zorunda olduklarını kaydetti.

Munzur Dağları’nın zengin su kaynakları ve verimli meralarının hayvancılık açısından önemli avantajlar sunduğunu ifade eden Hıdır Çakmaz, Kepır Yaylası’nda koyunların süt veriminin arttığını söyledi.
Çakmaz, yüksek rakımlı meralarda otlayan hayvanlardan elde edilen sütün yağ oranının da yükseldiğini, bunun özellikle peynir başta olmak üzere üretilen yöresel ürünlerin kalitesine ve lezzetine olumlu yansıdığını dile getirdi.
Yaklaşık 3 yıldır Ovacık’ta çobanlık yapan Behzad Celali de sürüleri özellikle geceleri otlattıklarını belirterek, Kepır Yaylası’nda kurt ve bozayıların sık görüldüğünü söyledi. Celali, Kangal köpeklerinin yırtıcı hayvanları uzaklaştırarak sürünün korunmasına yardımcı olduğunu ifade etti.
Ovacık’ın yüksek yaylalarında yaz boyunca devam eden zorlu mesai, genellikle ekim ayında sona eriyor. Aylar boyunca doğayla iç içe yaşayan üreticiler, emeklerini peynir, tereyağı ve yoğurda dönüştürerek geçimlerini sağlamayı sürdürüyor.